Baris, baskiyla korunamaz.
Yalnizca birbirimizi anlayarak
gerceklesmesi mumkundur.

Albert Einstein
Dünya Barisina katkida bulunmaya ithaf edilmistir.


Tanklar, Deprem ve Bir Cagri...

Bircan UNVER

Genis capta toplumun bilgi ve gorusune sunulmamasina karsin, Turkiye'nin 1000 adet tank alimi icin 8 milyar dolarlik bir butce plani ve Almanya'nin test icin gonderilecek ilk tanki onaylamasi, gozden kacacak haberler niteliginde ic ve dis basina Ekim ayinda yansidi. Takiben de Israil Baskani Barak'in deprem bahanesiyle, silah satma tekliflerini iceren cantasiyla Turkiye'yi ziyareti gerceklesti.

1000 adet tank alma plani, belki de buz daginin ancak gorunen kismi. Buyuk bir olasilikla artik hicbir ise yaramayan ve bir hurda yiginina donusmus olan bircok savunma arac-gereclerimizi yenilemek icin cok daha katmerli butce-plan ve projeler gundemde...

Buna karsin, 17 Agustos'taki depremin sarsici, onarilmaz yaralari ve ortaya salkim sacak dokulen sistemin yetersizlikleri ve handikaplarina ragmen, henuz alt yapida kokten iyilestirici ciddi yatirimlar ve radikal degisimler adina, hicbir yol katedilmedigi gozlemleniyor. Ornegin; bu deprem sonucu yetim kalan 12 bin cocuga ne oldu? Onlarin gelecekleri icin ne gibi calismalar yapildi ya da yapilmakta?

Turkiye'nin savunma ve silah sanayiine harcadigi olu yatirim; neden dogal felaketlerin altinda ezilen insanimizin ve ulkenin hizla toparlanarak, yeniden yapilandirmaya, uretime, egitime, yeni teknolojiye, uzay arastirmalarina-gelecege kanalize edilmiyor. Neden hala ille de soyut bir dusman imaji yaratilmak ve bu dusmani korkutmak ve milli sinirlari korumak senaryolari cercevesinde ulkenin bugunu ve gelecegi, soguk savas anlayisi icerisinde heba edilmek isteniyor.

Her yeni alinan savunma gerecleri, cok kisa bir sure sonra daha gelismisleri karsisinda etki ve tahribat gucunu hizla yitiriyor. Neden guzel ulkemiz, bugunumuz ve insanimizin gelecegi; bir otuz yil icinde kendisini fesh etmesi soz konusu olan, silah endustrisine endeksleniyor!!!

Guclu ve etkin bir ulke olmanin ve bunu surekli hale getirmenin kosullari elbette ulkeyi uretim, kultur ve toplum olarak ileriye gitmesine hicbir katkisi olmayan savunma sanayiine yatirimdan gecmiyor!

Savunma sanayiine harcanan butceler uretime, egitime, yeni teknolojiye yatirima donustugunde, ulkenin yapisinin cok daha saglam, guclu ve uluslararasi platformda da cok da etkin olacagi bir gercek. Ulkemizin iyi savunulmasi, butunlugunun korunmasi ve gelismesi, ancak 'silahsizlanma' ile mumkun olacaktir.

Japonyanin bugun Amerika ve butun dunya da guc ve etkisinin savunmaya yapilan harcamalardan degil, teknolojiye yapilan disiplinli ve uzun donemli yatirimlardan gectigi, artik butun dunya tarafindan kabul edilmektedir.

Yine Amerika ve Cin arasindaki iliskileri, yuzyilin ticaret pazarliginin anlasmasi olarak nitelendirilen, Cin'in 'Dunya Ticaret Organizasyonu'na katilmasiyla (Amerikan kongresinin onayini takiben), yeryuzunde gercek guc ve savunmayi, ekonomik yatirimlarin olusturdugu ve olusturacagi bir kez daha cok boyutlu ve genis bir acidan netlesmektedir.

Nicin Turkiye, otuz milyonu askin genc nufusunu Yunanistan ile turizm, ekonomik ve kulturel isbirligini gelistirmeye harcamak yerine, muhtemelen Yunanistan'i 'korkutmaya' donuk savunma harcamalarina kanalize etmeyi planliyor. En guclu savunma ve ulkeyi bir butun icerisinde korumanin yontemi, altyapiyi ve ekonomiyi guclendirmekten gecmez mi?

Bunun farkli bir ornegini Italya ile yasamadik mi? Italya ile ekonomik isbirligimiz bu denli gelismemis olsaydi, Italya'nin Abdullah Ocalan'in "siginma hakki"ni reddetmesi, belki de soz konusu olamayacakti.

Hep birlikte bir an icin bir hayal kursak: Eger Turkiye, birden bire tum savunma harcamalarina ayirdigi butceyi sifirlayip, savunma butcesini ulkeyi yeniden yapilandirmaya, ekonomiye, yeni teknolojiye ve her yasta mesleki egitime kanalize etse... Bu uygulamanin sonucundan kim kazancli kim zararli cikar? Elbette bundan en cok zarar edecek olan ulkeler, bugune kadar Turkiye'ye her turlu silahi saglayan ve pazarlamak isteyen ulkeler olacaktir. (Madolyonun diger yuzunde ise ayni ulkeler, ulkemizi 'insan haklarina ihlal'den surekli elestiren ulkeler de olabilir.)

Ulkemizi en iyi savunmanin gercek yolu; genc kusagini iyi yetistirmek, yeni teknolojiye yatirim yaparak ulkenin altyapisini ve ekonomisini guclendirmekten gecer.

Bu durumda yeni binyila Turkiye, buyuk bir silkinme, yeniden yapilanma ve atakla girmek zorundadir. Gercekten ulusal butunlugunu korumak, her depremde yeniden alt-ust olmak ve yetersiz kalmak istemiyorsak ve ulke icinde ve uluslararasi platformda; cok boyutlu gucu olan etkili bir ulke olmayi amacliyorsak, cag artik 'silahsizlanma' ve yeniden yapilanma cagidir.

Gercek demokrasinin yerlesmesi, insan haklarinda hizla iyilestirici asamalar kaydedilmesi ve barisin yerlesmesi, ancak 'silahsizlanma' ile mumkun olabilecektir. Ancak o zaman dogal felaketleri daha hizli ve guclu olarak goguslememiz ve yaralarimizi cabucak sarmamiz mumkun olacaktir.

Kasim 1999, New York

* * *

Bu yazi, ulkesini 'maddi ve manevi hic bir cikari olmadan' cok seven bir vatandasin, ulkesinin tanklara genelde ise kara kuvvetlerine yapilacak yatirim planlarina karsi bir endiseyi dile getirmeyi amaclamaktadir. Ayni zamanda yeni binyilin basindan itibaren hizla 'silahsizlanma'ya ve 'aydinlanma'ya bir cagri yazisidir.

------
(Yukaridaki yazi, Turk Basin dunyasinin etkin kose yazarlarina adi gecen konu uzerine ilgilerini cekmek
amaciyla, Kasim 1999'da elektronik posta ve faksla gonderilmistir.)

For English Version: The Tanks, Eartquake and A Calling...

BIYOGRAFI
LMTV
@TURKISH&GREEK SYNERGY, Bircan Unver tarafindan tasarlanmis ve uretilmistir. Ekim 2000, New York.
Web sitesi anafikir: Bircan Unver & Agis Eco (Subat 2000)

(This site was designed on the Mac platform
and Netscape Browser.)